Annesi, “Ali, dışarı çıkarken şemsiyeni yanına al,” dedi. Ali şaşırdı. “Ama yağmur yağmıyor ki!”
Annesi gülümsedi. “Rüzgâr her şeyi değiştirebilir,” dedi.
Ali, mavi renkli büyük şemsiyesini aldı ve dışarı çıktı. Rüzgâr gerçekten çok güçlüydü! Aniden şemsiyesini açınca… Vuuuuşşş! Şemsiye birden havalandı! Ali onu sıkıca tuttu ama rüzgâr o kadar güçlüydü ki şemsiye Ali’yi havaya kaldırdı!
Ali önce çok korktu, sonra rüzgârla süzülmenin çok eğlenceli olduğunu fark etti. “Ben bir kuş gibi uçuyorum!” diye bağırdı. Fakat nereye gittiğini bilmiyordu! Rüzgâr onu kasabanın dışına doğru sürükledi.
Tam o sırada, kasabanın en bilge kişisi olan Bilge Baba bahçesinde oturuyordu. Uçan Ali’yi görünce sakalını sıvazladı ve gülümsedi. “Görünüşe göre bir yolcunun yardıma ihtiyacı var!” dedi.
Ali, şemsiyesini sıkı sıkı tutarak “Bilge Baba! Ne yapmalıyım?” diye bağırdı.
Bilge Baba eliyle rüzgârın yönünü işaret etti. “Rüzgârı takip etmek yerine, onunla birlikte hareket etmelisin! Şemsiyeni biraz kapat, o zaman yere daha yavaş inersin.”
Ali hemen dediğini yaptı. Şemsiyesinin açısını değiştirince, yavaşça aşağıya inmeye başladı. Sonunda Bilge Baba’nın bahçesine yumuşacık bir şekilde kondu.
Bilge Baba gülümseyerek, “Bazen kontrol edemediğimiz şeylerle savaşmak yerine, onları anlamaya çalışmalıyız,” dedi.
Ali, bu macerasından çok şey öğrenmişti. O günden sonra sadece rüzgârı değil, hayatındaki küçük olayları da anlamaya çalıştı.
Peki ya sen? Hiç rüzgârı dinleyip onunla hareket etmeyi denedin mi? 😊