Kedi Niçin Mırıldanır?
Kedi, sevindiği zaman mırıldanır. Okşandığı, yemek verildiği ve sahibini bulduğu zaman da mırıldanır. Kış aylarında, sobanın yanında yattığı ve iyice ısındığı zaman keyiflenerek, aynı sesi çıkartır.
Hayvanlar ile ilgili merak edilen tüm sorular ve eğlenceli bilgiler.
Kedi, sevindiği zaman mırıldanır. Okşandığı, yemek verildiği ve sahibini bulduğu zaman da mırıldanır. Kış aylarında, sobanın yanında yattığı ve iyice ısındığı zaman keyiflenerek, aynı sesi çıkartır.
İnsanlar çevrelerindeki şeyleri hissetmek için nasıl ellerinden yararlanıyorlarsa, kediler de eşyaları, soğuğu ve sıcağı hissetmek için, bıyıklarını kullanırlar. Bu nedenle, kedilerin bıyıkları asla kesilmemelidir. Yoksa çevrelerindeki hiç bir şeyi hissedemezler.
Elle kuvvetle sürtülünce, kedilerin tüyleri elektrik yüklenir. Bunun sonucu olarak okşandığı vakit de, tüyleri hafifçe dikleşir ve bir çıtırtı işitilir.
Kediler çok kuşkuludurlar. Tanımadıkları hayvanları ve insanları yanlarına yaklaştırmak istemezler. Köpeklerin, kendilerine düşman olduklarını bilirler. Bu nedenle, yanlarına bir köpek yaklaşınca, tüylerini kabartıp, sırtlarını kamburlaştırırlar. Böylece daha irileşip, korkunç bir görünüşe sahip olduklarını sanırlar.
Kedinin gözü insan gözü gibi değildir. Işığın girdiği gözbebeği, insanınkinden çok daha fazla açılabilir. Böylece kedi, gece karanlığında da rahatça görebilir. Gündüzleri kedinin gözbebeği ince bir yarık halini alır.
Fil, o iri vücudu ve minnacık başıyla yerlere kadar eğilip besinleri alamaz. Üst dudağıyla burnunun birleşmesinden meydana gelen hortumu bu hayvanın eli yerine geçmektedir. Fil hortumuyla yerdeki ve ağaçlardaki besinlerini aldığı gibi düşmanlarıyla savaştığı vakit de hortumuyla onları yakalayıp yere çalmakta ve kocaman ayaklarıyla ezmektedir.
Geceleri karanlıkta uçan yarasalarda tabii radar sistemi vardır da ondan. Bu kuşlar geceleri uçarlarken insan kulağının duyamayacağı kadar yüksek perdeli sesler çıkarmakta, bu seslerin cisimlerden yansımasıyla çevrelerini bilmekte böylece de hiçbir yere çarpmadan uçabilmektedirler.
Sinek ve benzeri böcekler ata konarak bu evcil hayvanı raahatsız edeler. Atın insanlar gibi elleri bulunmadığından , ön ve arka ayaklarını da kedi veya maymun gibi her yanına götüremediğinden, kuyruğunu sağa sola sallayarak kendisini rahatsız eden sinek ve benzerlerini kovar.
Sert bir yerde yürür veya koşarsa, atın tırnakları çok çabuk aşınır. Toynak adı verilen bu tırnaklar, nal dediğimiz demirle korunmazsa, atın ayakları kısa zamanda yaralanır ve acır. Bu yüzden de at, yürüyemez olur.
At nalı, dört yapraklı yonca ve üzerinde 13 rakamı yazılı bir madalyon gibi bazı eşyalar, uğur getirici olarak kabul edilirler. Bunun niçin böyle olduğu bilinmez. Üstelik ciddiye almamak da gerekir. Bunlar, temeli olmayan, boş inançlardır.
Fareler kediden korktukları için, yuvalarından dışarıya çıkıp, evin içinde geçinemezler. Kedi uzaklaşınca fareler meydana çıkarlar. Karınlarını doyurabilmek için, evin her tarafında dolaşmağa başlarlar. Yaramaz öğrenciler de, öğretmenleri sınıfta olmayınca, her tarafı altüst ederler. Uslu ve çalışkan çocuklar ise, çalışmaya devam ederler.
Farelerin vücutları çok yumuşaktır. Eklemleri de öylesine oynaktır ki, minicik bir delikten tıpkı bir yılan gibi uzayarak ve kayarak geçebilirler. Zaten, kendileri de o kadar küçüktürler ki, hemen hemen her yere sığabilirler.